Nerede Bu Uzaylılar?

Nerede Bu Uzaylılar?

Hesaplamalara göre şu ana kadar bir tanecik bile olsa bir medeniyetin izine rastlamamız lazımdı. Peki neden hala bir uzaylı arkadaşımız yok, neden şu ana kadar bir medeniyetin izine rastlayamadık? Aslında pek de cana yakın canlılarız. Öyle ki uzun zamandır bazı arkadaşlar edinmek için çok çabamız oldu. Alttaki resimde gördüğünüz şey Voyager uzay araçlarıyla uzaya fırlattığımız plak.

İçinde insan sesleri, doğa sesleri, ürettiğimiz makinelerin sesleri var. Bununla birlikte kimya formüllerinden aile resimlerine çok geniş kapsamlı 115 fotoğraflı bir arşiv var. Peki bunu neden yaptık? Çünkü şu ana kadar uzayda bir uzaylı izine rastlayamadık. Olur da onlar bizi bulur yada biz yok olduktan sonrada Dünya üzerinde yaşamın varlığını bilsinler diye yaptık. Çoğu insana göre bu tavuğun tilkiye kümese nasıl gireceğini anlatmasından farksız. O zaman onların nerede olduğuna dair biraz beyin fırtınası yapalım.

Eğer bazı teoriler üreteceksek var olduğunu sandığımız canlı türlerinin bir gelişmişlik tablosu üzerinde değerlendirmemiz onların neden var olmadıklarını ya da neden hala göremediğimizi biraz daha açıklar. İşte tam bu düşünceyle Nikolai Kardashev 1964 yılında medeniyetlerin gelişmişlik düzeyini ihtiyacı olan enerjiyle orantılı olması gerektiğini düşündü. Türkçeye Kardashev ölçeği olarak geçen bir ölçek hazırladı. Bu ölçek 3 grup medeniyetin varlığından bahseder. Bunlar tip 1, tip 2, tip 3 medeniyetlerdir.

Tip-1 Medeniyetler

Bu medeniyetler henüz daha yeni bir hâkimiyet kazanabilmiştir. Enerji ihtiyacı açısından gezegeninin tüm enerji imkânlarından yararlanabilen uygarlıklardır. Yaklaşık ihtiyaçları 4.1012 Watt olabilir. İnsanlık henüz tip 1 medeniyeti olamadı ancak tip 1 medeniyet olmasına ramak kaldı diyebiliriz.

Tip-2 Medeniyetler

Bu tip medeniyetler gezegeninden sonra içinde bulunduğu sistemin yıldızının tüm enerjisini kullanabilir. İleride insanlığın bu enerjiye sahip olması demek 4.1026 Watt güce sahip olmamız anlamına gelir. Güneşin tüm enerjisini nasıl kullanabileceğimiz hakkında birkaç teori var ve en ünlüleri Dyson küreleridir. Bir Dyson küresi aslında Güneşin yörüngesine Güneş paneli yerleştirerek bir süre sonra sanki güneşi bir kafese hapsetmiş gibi etrafını panellerle donatıp sonrasında bu enerjinin tamamını gezegene geri getirmeyi amaçlar. Ancak biz bu teknolojiden çok uzaktayız.  

Tip-3 Medeniyetler

Bu medeniyetler yıldızından sonra bulunduğu galaksinin tüm enerjisini kullanırlar. Olur da ilerde tip 3 medeniyet olup Samanyolu’na hükmedersek 4.1044 Wattlık güce sahip olmamız demektir.

Tabi bunlar sadece teori. Bugün bildiğimiz kadarıyla olabilecekler ancak yarın öğreneceğimiz bilgiler daha büyük enerji kaynakları bize gösterebilir.Mesela füzyon enerjisi geleceğimiz için temiz ve verimli enerjiyi sunuyor.Bu gibi yeni teknolojiler teorilerimizi değiştirebilir. Füzyon enerjisi hakkında daha fazla bilgi için bu linke bakabilirsiniz.

A Dyson Swarm Superstructure | A Dyson Shell of massive inde… | Flickr

Fikir 1: Aslında gözümüzün önündeler

Daha Tip 1 derecesine yükselmiş olan insanlık hala iyi derecede bir teknolojiye sahip olmayabilir. Yani yazının başında sürekli bir arayış içinde olduğumuzu söylemiştim. Ancak tam gözümüzün önünde duran bir canlı topluluğunu göremeyecek kadar ilkel olabiliriz. Ki bunu şuna benzetebiliriz: Bir sinek market içinde öylesine dolaşsın. Etraftaki insanlardan gördüğü teknolojilerden ne bir sonuç çıkarır ne de çıkarmak için çabalar çünkü o bunu çoktan doğanın gereği olarak görmüş olabilir. Bizim de Tip 3 bir medeniyetin yaptığı işler tam karşımızda olsa da bunları asla anlamayacak olmamız ihtimaller arasında. Hatta biz onların hayvanat bahçesinde bile olabiliriz. Tıpkı bizim timsaha hayretler içinde bakarken onların da bize hayretler içinde bakması gibi. Hatta en kötü ihtimal; çoktan imparatorluğunu kurmuş bir tip 3 medeniyet, evrende dolaşıp kendisine sorun çıkartabileceği için ya da ham madde ihtiyacı için canlı formalarını yok ediyor olabilir. Son ihtimal pek dost canlısı gibi durmasa da gerçekleşebilir.

Fikir 2: Hepsi Büyük Filtreye takılıp kaldı.

Peki, nedir bu Büyük Filtre? Büyük filtre akıllı canlıların akıllarından dolayı gelecekte kendi başlarına felaketler açacakları anlamına gelir. Büyük Filtre için verilebilecek çok örnek var ancak insanlığın hala büyük filtreden geçip geçmediğini bilemiyoruz. Bu felaketlere nükleer savaşlar örnek olarak gösterilebilir. Yani uzakta, başka bir gezegendeki canlılar kendi sosyal sorunlarından dolayı tıpkı bizde de hala dile getirilen bu tehlike yüzünden birbirini yok etmiş olabilir. Ama dediğimiz gibi bizim şu ana kadar görmediğimiz başka büyük tehditlerde olabilir ki bu gerçekten büyük bir sıkıntı. Olur da gelecekte bizden gelişmiş ama sadece kalıntıları kalmış bir uzaylı medeniyeti bulursak işte o zaman endişelenmemiz lazım. Peki ya filtreyi geçtiysek? Bu durumda şu anda bulamadığımız canlı formlarının aslında bizden ilkel bir durumdayken kendi kendisini yok ettiğini söyleyebiliriz. Bu durumda evrende geçmeyi başarmış çok az  medeniyet olsa da onları bulmamız daha zaman alacak demektir. Büyük filtreyi atlatamadıysak bu bizim için ayrı bir sorun.

Fikir 3: Sadece biz varız.

En sade haliyle sanki bu dünyaya sıkışıp kaldık ve evrende başka kimse yok. Ne kadar ararsak arayalım her deliğin altına bakalım ama hiç kimseyi bulamayabiliriz. Bu yaşamın ne kadar özel bir durum olduğunu bize gösterir.

Bilimin ve – uzay başta olmak üzere – birçok teknolojinin geliştiği bu çağda hala neden uzaylıları bulamadığımızı soranlar için açıklayıcı bir yazı olmuştur umarım. Eğer bir gün bulunursa bu dünya için ne kadar iyi olur, tartışılır. Birçok uzaylı hayranı olan komplo teorisyenlerinin yanında uzaylıların dünyaya gelişinin Kristof Kolomb’un Amerika’ya gelişi gibi olacağını düşünen insan sayısı da az değil. Sizin de kendinize ait görüşleriniz varsa yorumlarda istediğiniz gibi paylaşmaktan çekinmeyin.

Bu yazıda kullanılan kaynaklar

https://books.google.com.tr/books…
https://www.sciencedirect.com/science/article/abs/pii/S0094576513001148
https://youtu.be/UjtOGPJ0URM

Nerede Bu Uzaylılar?” yazısı hakkında 2 fikir

  1. Avatar
    Yanıtla
    Beyza
    Haziran 1, 2020 at 6:47 pm

    Gayet başarılı bir anlatım , böyle bilimsel yorumlara daha çok denk gelmemiz umuduyla 🙏🏻

    1. Avatar
      Yanıtla
      Tolga Burak GÜNDÜZ
      Haziran 2, 2020 at 11:34 am

      Çok teşekkür ederiz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir